MENÜ KAPAT

Hürriyet ve istiklalimizin ölümsüz abidesi: 30 Ağustos!

Büyük ‘Zafer’in 98. Yılı… Şanlı tarihimizin en önemli dönüm noktalarından biri 30 Ağustos… Sadece askeri bir zafer değil, dünya tarihinin görüp görebileceği en büyük kahramanlığın, bağımsızlık yolundaki en önemli kurtuluş adımının, milletin egemenliğinin destanı… Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde, tarih boyunca hürriyet ve istiklal timsali olmuş milletimizin ordusuyla birlikte bağımsız yaşamak isteyen uluslara yol gösterdiği ‘Zafer’…

“Arkadaşlar! Topçularımız, bu mevzilere gece geldiler ve karanlık içinde mevzi aldılar ve güneş doğmadan önce bütün dünyanın gözleri açıldığı zaman, ateşe başladılar (maşallah sesleri). Tam bir övgüyle ve saygıyla bunu söylemek isterim ki, topçularımızın o gün göstermiş olduğu yetenek ve bilgi, bütün dünya topçuları için örnek olacak yapıdaydı (Sürekli alkışlar). Askerî hayatımda bu kadar mükemmel bir topçu ve bu kadar mükemmel yönetilmiş bir topçu ateşi çok az gördüm. Topçularımız saat 4.30’da atışa başladılar; bilirsiniz ki, topçulukta öncelikle ateş düzenlemek için atış yapılır. Yarım saat içinde bütün bu cephe üzerinde ateş düzenlenmiş ve saat beşte yani yarım saat sonra, bu saydığım noktalar üzerine şiddetle etki atışına başlamıştır.

Bu mevziler, çok ve çok sağlamdı. Bu mevzilerin korunma değerini en son inceleyen bir İngiliz subayının verdiği raporda, eğer Türkler, bu mevzileri dört, beş ayda işgal ederlerse, bir günde yok ettiklerini iddia edebilirler. Fakat Türklere, bu mevzileri yok etmek için üç dört ay değil, bir gün de değil, yalnız bir saat yeterli gelmişti (şiddetli alkışlar)! Saat altıda Tınaztepe’ye hücum durumunda, saldıracak kadar yaklaşmış bulunan piyadelerimiz önlerindeki tel örgüleri kesmeye ve bir tarafa itmeye gerek görmeyerek; ayaklarını kaldırdılar ve tel örgüsünden bacaklarını aşırarak atladılar ve orada bulunan Yunan askerlerini süngüleriyle tamamen tepeledikten sonra Tınaztepe’yi işgal ettiler (Sürekli alkışlar, yaşasın Türkler, sesleri). Ve ben bu görüntüyü seyrederken, bir soruya bir cevap vermeyi hatırladım. “Bu tel örgüsünü nasıl geçebilirsiniz?” diyorlardı. Oradakilerine dedim ki: “İşte böyle ayaklarını kaldırır ve geçerler.”

Arkadaşlar! Bu Anadolu zaferi, tarih arasında, bir millet tarafından tamamen benimsenen bir fikrin ne kadar güçlü ve ne kadar canlandırıcı bir kuvvet olduğunun en güzel örneği olarak kalacaktır (şiddetli alkışlar). Önümüze dikilen bütün engelleri birer birer yıkıp aştıktan sonra bugün artık Misak-ı Millî’nin çizdiği sınırlar içinde, mutlu, rahat ve hür yaşamak için her ne gerekse, bunların hepsini elde edeceğiz (Alkışlar). Düşman elleriyle viran olmuş ve milletimiz tarafından her köşesini kurtarmak için seve seve can verilmiş ve çocuklarımızın kanıyla sulanmış olan yurdumuzun ufkunda artık barışın tatlı güneşi gecikmeyecektir (inşallah sesleri).

Arkadaşlar! Milletimiz, tek bir adam gibi, gösterdiği sarsılmaz birlik ve gayret sayesinde bu başarıyı kazanmıştır (teşekkür ederiz, varol! Sesleri). Milletimizin barış işlerinde de, barıştan sonraki işlerde de, aynı çalışma ve gayret ve birliği göstererek, bu zaferi tamamlayacağına şüphe yoktur (hiç şüphe yok! Sesleri). Bu zafer, bize bir imkân veriyor. Biz, bu imkânı memleketimizin, milletimizin aydın, mutlu ve rahat geleceği için kullanacağız (inşallah sesleri). Bu harekâtı yapan bir ordunun babalarından ve analarından ibaret olan milletimiz, bütün dünyaya karşı en yüksek saygı yerini ve değer yerini kazanmıştır. Milletimiz çekinmeksizin övünebilir. Bu, en kuvvetli şartlarda hakkıdır ve böyle bir milletin âciz bir ferdi olmakla en büyük mutluluğu duyuyorum (Sürekli alkışlar).

Bu savaş meydanlarında, eşsiz kahramanlıklar ve yiğitlikler göstermiş olan subaylarımızın, askerlerimizin ve komutanlarımızın her birinin ayrı ayrı bir hikâye, bir destan oluşturan harekâtlarını tam bir saygı ve övgüyle anıyorum (Alkışlar). Ve bu yiğitlik meydanlarında Allah’ın rahmetine kavuşan şehitlerimizin şerefli ruhlarına hep beraber fâtihalar gönderelim (ayakta fâtihalar okundu). Arkadaşlar! En son sözüm budur. Yiğitlik meydanında ölenlerin analarına ve babalarına başsağlığı dilemeler değil, fakat tebriklerimizi ulaştıralım (şiddetli alkışlar).” (Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Büyük Taarruz’un ardından yaptığı konuşmadan.)

30 Ağustos Zafer Bayramımızın 98’inci yıl dönümü kentimizde büyük bir coşkuyla kutlandı. Lüleburgaz Kaymakamı Salih Yüce, Tugay Komutan Vekili Serdar Osmancıkoğlu, Belediye Başkanımız Dr. Murat Gerenli, ile birlikte Atatürk Anıtı’na çelenk bıraktı. Şehitlikte de gerçekleşen ikinci anma töreninin ardından Başkan Gerenli’nin Lüleburgazlılarla bütünleşerek katıldığı çelenk bırakma töreniyle coşku doruğa çıktı.

Koronavirüs salgını nedeniyle devlet erkanının katılımıyla kısıtlı yapılan ilk çelenk bırakma töreninin ardından coşku halkın da katılımıyla zirveye çıktı.

Atatürk Anıtı’na çelenk

İlk kutlama töreni saat 10.00’da Yeni Tören Alanı’nda oldu. Tören Alanı’nda Lüleburgaz Kaymakamı Salih Yüce, Lüleburgaz 65. Mekanize Piyade Tugay Komutan Vekili Serdar Osmancıkoğlu ve Belediye Başkanımız Dr. Murat Gerenli Atatürk Anıtı’na çelenk bıraktı.

Şehitlere karanfil

Çelenk töreninin ardından ikinci tören Lüleburgaz Şehitliği’nde gerçekleşti. Şehitlikte, vatan için toprağa düşmüş kahraman Mehmetçiklerin mezarlarına karanfil bırakıldı.

Başkan Gerenli halkla birlikte

Şehitlikteki törenden sonra Başkan Gerenli, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşları ve Lüleburgazlı vatandaşlarla birlikte Yeni Tören Alanı’ndaki Atatürk Anıtı’ndaki çelenk bırakma törenine katıldı. Başkan Gerenli, Tören Alanı’na İstanbul Caddesi’nden itibaren vatandaşlarla birlikte yürüdü.

Yaşasın laik, demokratik ve tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti!

Belediye Başkanımız Dr. Murat Gerenli, 30 Ağustos Zafer Bayramı ile ilgili yaptığı konuşmada şu sözlere yer verdi: “19 Mayıs 1919’da  emperyalizme karşı başlayan dünyada eşi benzeri görülmemiş ve tüm mazlum milletlere örnek olan Kurtuluş Savaşımız, 26 Ağustos 1922’de Kocatepe’den başlayan Büyük Taarruz sonrası 30 Ağustos’ta kesin zaferle sonuçlandı.

Bugün bu büyük zaferin 98. yıl dönümünü kutluyoruz. Özgürlük ve bağımsızlığımızı borçlu olduğumuz başta eşsiz lider ebedi başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere bu toprakları vatan yapan bu vatan için canlarını ve kanlarını seve seve veren bütün şehitlerimizi ve gazilerimizi minnet ve şükranla anıyor, aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum.

Birlik ve beraberliğimizi bozmadan, Kuvay-i Milliye ruhuyla, vatanın bölünmez bütünlüğünden asla ödün vermeden, çağdaş uygarlıklar arasında en yukarılara çıkmak için yılmadan, yorulmadan, bütün benliğimizle çalışmaya devam edeceğiz. Yaşasın laik, demokratik ve tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti. 30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun…”

Call Now ButtonÇağrı Merkezi